İnsan doğası gizemli konulara çok meraklıdır. “Kader” de gizemli konuların en çok merak edileni olup ve en çok tartışılıp iknâ edici hiç bir sonuç elde edilemeyenidir. İnsanlığın ulaştığı bilim ve teknoloji; “ruh”, “cin”, “melek”, “ölüm ötesi yaşam” gibi gizemli alanlarda geçerli ve tutarlı olmasa da akla ve duygulara yatkın mantıksal bilgiler sunabilmektedir. Fakat insanlık henüz “kader” konusunda dinlerin ve kutsal kitapların “önce inanın sonra sorun” gibi hatalı algılanan mesajından öte bilgiye ulaşabilmiş değildir. Hâlbuki İslâm’ın ve Kuran’ın özünde tamamen, diğer dinlerin ve diğer kutsal kitapların özünde ise kısmen muhafaza edilerek günümüze ulaşan gerçek “önce sorun sonra inanın” mesajıdır.
İnsanlık Allah’ın mesajını tam manasıyla anlayamadığı içindir ki “kader” konusunda “soru sormamayı” ön plana almakta ve doğasını “bilgisizce” inanmaya zorlamaktadır. Toplumsal imajını zedelemekten ve “inançsız” olarak nitelenmekten korktuğu için de çevresine “kadere sizler gibi tam inanıyorum ve tam teslim oldum” izlenimi vermektedir. Fakat derinden derine iç âleminde isyan fırtınaları esmektedir. Bu isyan fırtınalarıyla kabaran dalgalar yolunda gitmeyen en küçük bir olayda hemen dış âlemine taşabilmektedir. “Ben sana ne yaptım da bana bu kaderi lâyık gördün?” diyerek “kaderi yazdığına” inandığı kudrete ya baş kaldırmaktadır ya da nazlanmaktadır.
Allah’ın evrensel mesajını vahiyle çözen Rasuller, ilhamla idrak eden öze ermişler ve derin tefekkürle gerçeği görebilen yeryüzü bilgeleri her konuda olduğu gibi kader konusunda da insanlığa çok açık bilgiler sunmuşlardır. Rasuller geçmiş ümmetlerin hikâyeleriyle (ve her türden misallerle), velîler menkıbeleriyle ve bilgeler hikmetli sözleriyle her insanın anlayacağı seviyeden hitab ederek bizleri düşünmeye, sormaya, sorularına cevaplar oluşturmaya teşvik bağlamında “kader” konusunu araştırmaya davet etmektedirler.
Kader konusunu “açıkça görmek” ne demektir? Görülebilir mi?
Evet “kader” konusu açıkça görülebilir… yeter ki biz “kaderi yazan kalemi” eski zamanlarda arama şartlanmışlığından vazgeçerek “şimdi”de görmeye niyetlenerek “her an”; “iyi, güzel, doğru ve insanî davranışlar” ortaya koyalım.
“Her an iyi, güzel, doğru ve insanî davranışlar ortaya koymak, hakkımda yazılmış olsa da yazılmamış olsa da benim için tek seçenektir” dediğimiz anda kader tüm açıklığıyla gözlerimiz önüne serilir. “Önceden belirlenmiş”, “ezelde yazılmış”, “yazılanı oynuyorum” gibi tüm geçmiş zaman kalıpları bir anda çözülerek “şimdiki zaman”a dönüşür ve kendi kaderimizi kendimizin yazdığını “tümel irade” sırrıyla hissetmeye başlarız… ve sonuçlarını an ve an yaşadığımızı açıkça anlarız. Ve “başınıza gelenler ellerinizle işledikleriniz yüzündendir” mesajının insanı korkutmak ve “oh olsun yaptığını çek” anlamında aşağılamak için olmadığını da açıkça anlarız. İlâhî mesajların, insanın davranışlarında -sonucuna katlanmak şartıyla- ne kadar da “sınırsızca özgür” olduğu müjdesini verdiğini, aklımızla ve kalbimizle âdeta duyarız.
Bu önsözde “insanlık” ve “biz” gibi genel özneler kullandım. Sanki kader konusunu çözmüş birisiymiş gibi kesin bilgiler veriyor göründüm. Hâlbuki önsözdeki ve e-kitabın ilerleyen sayfalarındaki tüm düşüncelerim ve yorumlarım çözülemeyen kaderi çözmek için değil, çözülemeyeceğini bir kez daha anlamak için kendi adıma sorular üretmek çabasından başka bir şey değildir.
Değerli “Oku”rlar. “Kader tüm çıplaklığıyla yaşamın içindedir” diyorum ve yaşamı tüm çıplaklığıyla göremediğim için kaderi de tüm çıplaklığıyla göremediğimi bir kez daha itiraf ederek, siz düşünen beyinlere “Oku”ma desteğiyle yarattığınız “pozitif düşüncenin paylaşım evreni” için teşekkürlerimi arz ediyorum.
Selam, saygı ve sevgilerimle
Kemal Gökdoğan
www.yorumsuzblog.org
kemalgokdogan@gmail.com
![]() |
Kader Yorumları (e-Kitap) Buradan indirebilirsiniz. Boyut: 279 KB. e-Kitabı okumak için gerekli Adobe Reader’ı buradan indirip, bilgisayarınıza kurmalısınız. |


















































