Kader tümelliğini “yazan ve oynayan” ikilemiyle anlamaktan kurtulmak için kaderi, “yazan ve oynayan” kavram ikilemleriyle anlamaya çalışmalıyız ve en sonunda “ikilemi” teorikte yok edip, pratikte her türlü ikilemi yine sonsuza kadar “var” “varsaymalıyız“.
İnternet Sohbetleri (5)
AYKAN:
Bu gün (15.01.2009) Kader Yorumları isimli e-kitabınızı okumaya çalıştım (Hakkınızı helal edin). Sanırım bazı bilinçsel aydınlanmalar ne kelime ne de yazı ile ifade edilemiyor. Kader konusunu ALLAH’ın bu fanide zuhur ettirdiği kadarı ile araştıran ve algılamaya çalışan biz olarak, kavramsal açıklamalar maalesef anlaşılamıyor.
KEMAL:
Bilinçsel aydınlanma ile kastedilen “bilgi birikimi” ise ifade etmenin mutlaka bir yolu vardır. “İfade” mutlaka yazı veya söz ile olacak diye bir ön koşul taşımaz. Kişinin yaşam tarzı da bilgi birikiminin sonucu olan bilinçsel aydınlanmayı ifade eder. Her ifadeyi herkes anlayacak şartıyla bir beklentiye girmek de doğru değildir. Kişilerin ilgi ve dikkat alanları farklı olduğu için “bilgi” paylaşımında hiç bir zaman “%100′lük bir iletişim beklenmemelidir“. Benim de böyle beklentilerim ve ideallerim ve iddialarım yok.
AYKAN:
Konuyu inceleyemeyen ya da derinlemesine tefekkür etmeyen ancak ilginç geldiği için okumak isteyen bizler kavram kargaşasında boğuluyoruz.
KEMAL:
Her konu biraz ilgi bekler. Örneğin saksıya çiçek dikmek dahi ya bilen birisinden bilgi almakla kolaylaşır ya da uzun tecrübeler gerektirir. Bir dinin, bir felsefenin, bir düşünürün “kader” gibi çok soyut bir konudaki anlatımını anlamak için biraz kavram çalışması şarttır. Gerçi dediğiniz gibi kaderi ilginç bulan, araştırmacı olmayan sade vatandaşa da kader konusu açıkça anlatılabilir. Şimdilik her konuda olduğu gibi kader konusunda da ilgi alanına girmeyen sade vatandaşın anlayacağı tarzda bir yazı çalışması deneme niyetim yok. Yazılarımı zamanını ilgili konular hakkında bir miktar araştırmacı zihinlere göre hazırlıyorum. İlgisiz kişiler gerçekten kavram kargaşasında boğulma hissi duyabilir. Kaderi popüler tarzda sade vatandaşımızın anlayacağı tarzda mükemmelen anlatan binlerce âlim, bilge ve yazar ve on binlerce eserler var… Onların arasında benim yazı ve yorumlarım biraz boğucu kalsın, bence mahsuru yoktur.
AYKAN:
Diyebilirsiniz ki daha iyisini biliyorsan… bilmiyorum, bilmediğimin farkında olduğum için benden daha iyi bildiğini ve ifade ettiğini düşündüğüm sizlerden naçizane kardeşiniz olarak ricam eserlerinizde sistematik olarak konunun ele alınmasıdır.
Kuran’ı anlama ve algılamada maalesef günümüz meallerinden (B sırrı dâhil) bu kadar zorlanan bizlere, seçtiğiniz konular hakkında daha aydınlatıcı metinler yazabileceğinizi anlıyorum.
KEMAL:
Bilgide ve bilgelikte en değerli bilinç hali… “bilmiyorum” demek değildir, gerçekten “bilemediğinin farkında olmaktır” ve bu “farkındalıkla” “bilmiyorum” diyebilmektir. Sizin “bilmiyorum” ifadeniz bana bilgece “farkındalıklı” bir değer ifade ediyor.
Kader konusunu a’dan z’ye kaynaklarıyla ele almak hem popüler hem de bilimsel tarzda bir şeyler hazırlamayı düşünmedim değil ama bu tarzda yazan binlerce insan ve yazılmış on binlerce eser var demiştim yine aynı şeyi diyorum ve onlardan daha iyisini yapamam. Mevcut eserleri yeterli görüyorum.
Yazı yaşamımdaki amacım herkese bir şeyler öğretmek değil, yazarak bir şeyler öğrenmektir. Bu prensibim belki bencilcedir ama inanın ki hiç kimseye bir şey öğretmek, bir şey anlatmak niyetinde değilim. Öğrenmeye çalıştıklarımı yazıyorum ve yazdıklarımı okuma zahmetine katlananların bir şeyler anlayıp anlamadıklarını hiç merak etmiyorum ama her okuyucuya değerli vaktini benim bir kaç sayfalık yazılarımı okumaya ayırdıkları için sonsuz müteşekkirim.
AYKAN:
Kader konusunda eserinizin adı üstünde yorum olduğunun bilinci içinde ALLAH’ın ilminde ve ilmi ile adem olan bizler her an! karşımıza çıkan şey… leri (esma terkiplerinin sonsuzluğunu) sadece ve sadece isimlerin ya da sıfatlarının mânâ terkipleri oluşumuz ve bu oluşumun özünde ahâd olan, sıfat mertebesinde sonlu ve sınırlı olması ile mi algılamalıyız?
Bu cahilin kusurlarını görmemezliğiniz dileği ile…
Saygılarımla, Aykan
KEMAL:
Kader konusunu anlamak ve sağlam bir alt yapı oluşturmak için önce “klasik eserleri mutlaka ve mutlaka ve defalarca okumalıyız“. Sonra ikinci sağlam alt yapıyı oluşturmak için “esmâ terkibiyeti“, “isimler ve sıfatlar ve fiiller ve zât“, “ahadiyet“, “birimsel varlık ve birimsel yokluk“, “sonluluk-sonsuzluk” ve benzeri pek çok “kavramları tasavvufi ve felsefi tarzda en azından amatörce incelemeliyiz“. En sonunda da tüm kavramların sadece ve sadece zihin jimnastik aletleri olduğunu “farkederek” “terketmeliyiz” ve “kavramsız” düşünebilmeyi denemeliyiz. Daha açıkçası…
Kader tümelliğini “yazan ve oynayan” ikilemiyle anlamaktan kurtulmak için kaderi “yazan ve oynayan” kavram ikilemleriyle anlamaya çalışmalıyız ve en sonunda “ikilemi” teorikte yok edip pratikte her türlü “ikilemi” yine sonsuzca “var” “varsaymalıyız“.
Selam saygı ve sevgilerimle
Kemal Gökdoğan
www.yorumsuzblog.org
kemalgokdogan@gmail.com


















