Son açıklanan bilgilere göre İnsan iki aşamalı izah edilen bir isimdir. Bunların birisi bilinçtir, diğeri ise şuur…
Şuur esasında Esma boyutudur. Bu boyuttaki sonsuz manalar henüz suret bulmadığından dolayı salt bilgi halindedirler..
Suretlerin ve çoklukların olmadığı o salt şuurda zıtlıklar yoktur!. Vahidiyet ismi ile izah edilen de bu şuurun tekliğidir.. Ahadiyeti ise kendi keyfiyetidir. Bu yalın şuurun cinsiyeti de yoktur!…
Dünyada var oluşundan beri bir beden olarak yaşayan insanın beyin veri tabanı, genetik özellikler, örf adetler, toplumsal şartlanmalar ve duyu organları ile beraber insani bilinci var eder… İzah edilen ikinci insan ise bu bilinçtir…
Her beynin veri tabanı kendi bilinç seviyesini meydana getirdiğinden dolayı, insanların adedi kadar farklı bilinçler vardır…
Bilinç; beden ve beyin veri tabanının bir yansımasıdır!.. Şuur ise somdur ve tektir!…
Mutlak insan denilen ve Kur’an’da, ”Ya Sin” diye hitap edilen de bu şuurdur aslında…
Adem esasında yok iken bu şuurun nüzulü ile var olmuştur…
Mutasyon geçiren beyin bu şuurun açığa çıkmasına el vermiş ve açığa çıktığı mahalden kendisini yansıtmıştır. Bu açığa çıkışın evresinde beyinde ki kuvveler ona boyun eğmiş ve bu gerçeğe de ”meleklerin secdesi” denmiştir…
Mutasyon sürecinin son evresine kadar gelen bu süreçte, beden benimsendiğinden dolayı vehim kuvvesi ile o şuurun örtülmesi de, ”Havva’nın meyvesi” şeklinde mecazlandırılmıştır!…
İnsanda ki vehim gücünü “impulse”larla tetikleyen iblis, Adem’e kendisinin bir beden olduğunu ilka ederek vehmin gücü ile onu şuur boyutundan bilinç/beden seviyesine indirmiş, bu olay ise cennetten, cehenneme iniş olarak belirtilmiştir…
Kur’an’ın hatırlatmaları ise bilinç/beden boyutunda yaşayan insana, kendi hakikatinde ki bu şuuru anımsamasını ve aslına rücu etmesi içindir…
Ruh ise, insan beyninin ürettiği diğer bedendir. Beynin durması ile beyin veri tabanının oluşturduğu bilinç ölüm ötesi boyuta geçişini, kendisini bu ruh bedende bularak gerçekleştirir. Bu ise çok çok farklı bir konudur…
Allah daha iyisini bilendir…
Birol Usta
www.yorumsuzblog.org
birol701970@mynet.com

















































“Allah dağına göre kar verir” demiş atalarımız.
Küresel ısınmanın kuraklaştırdığı ve çoraklaştırdığı bir zaman kuşağında… bu kış kar yağışı çok erken başladı ve tüm dağları kaplayacak, tüm vadileri, tüm barajları dolduracak kadar da bereketli geçeceğe benziyor.
İnşallah… yağan karlar… dağlarda çığlar oluşturmaz, vadilerde ve barajlarda taşkınlar oluşturmaz.
İnşallah yağan karlar yavaş yavaş erir, topraklar yavaş yavaş doyar, barajlar suyu tutar ve önümüzdeki yazlarda her damlasından yararlanırız.
Selam ve selametle.
Selam Kemal abi.. Tüm dualarına amin diyoruz…
KELİMATÖRLÜK yeni bir dindarlık türü oldu. Şuur, esma, insan gibi kelimelerin Kuran’da zaten açıkça kullanıldığı bilinmiyor mu? Açık söylemek gerekirse, devamlı akla ve düşünmeye atıf yapan insanlar, gerçekte tabu diyaloglarından uzaklaşamayacak hale gelmişse üzülürüm.
Acaba modern görünümlü yeni bir kült yaratma oyununa mı düşüldü diye düşünmeden edemiyorum. Önümüze her konulana hemen inanmak yazmanın bir ön koşulu mu? Tabu diyaloglarından asla vazgeçilmeyecek mi? (Güvenlik kodum: Helall)
Şi’ra yıldızına bir başka anlam kazandırmışsınız…:)
Her tohum bir alemse eğer, her damla da bir ummandır.