ÖNEMLİ DUYURU
Değerli Okur,
Yakında yorumlar DISQUS, FACEBOOK, TWİTTER, YAHOO 'dan herhangi birine ait hesap kimlikleri ile yapılabilecektir. Eğer bunlardan birinden bir hesabınız varsa lütfen yorumlarınızı bu kimliklerinizle yapınız. YOKSA BİR AN ÖNCE BİR HESAP AÇMANIZ GEREKMEKTEDİR.
  1. elif diyor ki:

    Benim bir sorum var ancak hangi yolla bunu ileteceğimi bilmiyorum.. Şayet yanlış yere yazdıysam yazımın doğru yere aktarılmasını rica ediyorum…

    Kendisine kitap verilen elçilere NEBİ mi denir yoksa RESUL mü denir… Allah razı olsun…

  2. saim yusuf diyor ki:

    ÂL-U İMRÂN 81-) Hani Allah Nebîler’den MİYSAK (= sağlam söz) alıp şöyle dedi: “Size Kitab’tan ve Hikmet verdim; sonra size, beraberinizde olanı tasdik eden bir Rasûl geldiğinde, ona (B sırrınca) mutlaka iman edecek ve ona yardım edeceksiniz (demek ki: tüm Nebîler ve Arif-i Billah olanlar birbirlerini tanır ve bilirler?)… İkrar ettiniz ve ağır yükümü üzerinize aldınız mı?”… dediler… “Şahid olun; sizinle maiyyeten Ben şahidlerdenim”, dedi.

    İSRA 55-) Rabbiniz Semavat’ta ve Arz’da bulunan bilinçleri (B sırrınca) daha iyi bilir… Andolsun ki biz Nebîlerin bazısını bazısı üzerine tafdil ettik (fazlalandırdık)… Ve Davud’a da Zebur (Nübüvvet kapsamındaki ahkam değil, tesbih-dua-zikir-şükür gibi hususlar ihtiva eden bir kitab) verdik.

    G.K:birlikk

  3. bir'ol diyor ki:

    Kendisine kitap verilen elçilere NEBİ mi denir yoksa RESUL mü?..
    ***

    Kendisine kitap verilen değil, kendi boyutsal derinliğinden kendi şuuruna doğru kapsamlı sistem bilgisi ve ”B” sırrı yönünden Allah hakikatı bilgisi inzal olanlara NEBİ denir…

    Kitap (bilgi) verilmez, derunundan bilincine doğru inzal olur!.. Bu kapsamlı bilginin inzal olduğu elçi NEBİdir…

    Resul ise irsal edici anlamındaki, görevlidir. Unutulmamalıdır ki, bazı melekler de Resuldür!. Çünkü bazı meleklerin irsal edici özellikleri vardır!.. Buradaki melek kelimesini ”kuvve” anlamında değerlendirmek gerekir…

  4. bir'ol diyor ki:

    Kitap, hakikat bilgisi anlamındadır.. Kitabı meydana getiren ayetler ise, varlığın ve senin hakikatinin Allah olduğundan dem vurur…
    Varlığın hakikatinin ve kendi hakikatinin Allah esmasından meydana geldiğinin bilgisinin yanı sıra, insanın ve varlığın sistemini inzal yollu okuyup insanları bu gerçeklerle bilgilendirenlere NEBİ denir…
    Nebi, ne yersen ve nasıl yaşarsan sende ki, varlığın ve senin hakikatinin aslı Allah’dır bilgisi/yaşamı örtülür bilgisinden.. Ölüm ötesi boyutta vicdanen nasıl huzurlu olunur bilgisine kadar insanı ve sistemini bilendir.. Çünkü ona Allah’ın ve sisteminin kitabı nazil olmuştur…

  5. rabıtaa diyor ki:

    Her nebi resuldür ama her resul NEBİ değildir.

  6. elif diyor ki:

    “Resul ise irsal edici anlamındaki, görevlidir.”

    Şu halde Yusuf suresi 50′de bahsi geçen resul için ne düşünmek gerek?

  7. Be diyor ki:

    Resul Arapça bir kelimedir ve Türkçe karşılığı “elçi” demektir. Elçi (resul), tasarrufta hakkı olmaksızın birinin sözünü olduğu gibi bir başkasına nakletmekle görevli kişi demektir. Kur’an’da ayetin zahir ve batın anlamı açısından veya kullanıldığı yere göre farklı yorumlanabilir. İrsal edilen (bir yerden bir yere yollanan) veya inzal edici (boyutsal aracı- inişe vesile) anlamında olarak.

    Resul, “tasarrufta hakkı olmaksızın birinin sözünü olduğu gibi bir başkasına nakletmekle” görevli kişi olmasından dolayı, dinde genellikle Allah vahyini açıklayan kişi anlamında kullanılır. Bu anlamda Cibril de elçi olarak nitelenmiştir.

  8. bir'ol diyor ki:

    Yusuf suresi 50. ayetteki Rasul, ”Size içinizden (özünüzden-enfüsünüzden) Rasul irsal ettik” ayeti ile aynı anlamda…
    Hz. Yusuf, kadınların kendi ellerini kesmesindeki hakikati anlayabilmesi için kendi varlığında mevcut olan ELÇİ’ye, ”Rabbine rücu et” diyor.. Çünkü o Rasulün rabbi de ilim boyutudur!..
    Rasul irsal olur! Yani, özden dışa doğru!!…

  9. KGökdoğan diyor ki:

    DİL HATALARI… GALAT-I MEŞHURLAR

    Halk dilinde genel kabul görmüş dil hatalarına GALAT-I MEŞHUR denilir. Resmi yazışmalarda dahi bazı galatı meşhur (hatalı kelime ve deyimler) “bilerek” kullanılabilmektedir. Meselâ: EVRAK “sayfalar, yapraklar” anlamında çoğul bir kelimedir ve tekili VARAK’tır. Tekil (VARAK) kullanılması gereken yerlerde çoğul (EVRAK) kullanılmaktadır ve evrak kelimesi hem tekil hem de çoğul olarak kullanılagelmiştir.

    Bu örnekte olduğu gibi daha binlercesinde… hem Farsça hem Arapça kökenli kelimelerde hem de Türk Dil Devrimi sonrasında yeni türetilen “öztürkçe” kelimelerde dahi halkımız en kısa zamanda kendi ses ve kulak zevkine uydurarak galat-ı meşhurdan geri kalmadılar. Bunlardan birisi de YAYIM yerine YAYIN’ın galat-ı meşhur hale getirilmesidir.

    Dikkatli yazarlar ve yayı(M)(N)cılar galat’a düşmemeyi tercih eder. Doğrusu budur. Fakat galat-ı meşhuru “mübah” görenler de şöyle der: “Galat-ı meşhur lugat-i fasihadan evlâdır.”Yani; meşhur olmuş, yaygınlaşmış yanlış kelime ve kullanımlar, artık unutulmuş ve bilinmeyen doğru kullanımlara tercih edilmelidir”… aşağıdaki örneklerde olduğu gibi:

    “velet/çocuk” yerine çoğulu olan “evlât/çocuklar” kullanılır. Evlatlar denildiğinde evlatlarlar yanlış kullanımı oluşur.

    “velî/ermiş-dost-himaye eden” tekil yerine çoğulu olan “evliyâ” kullanılır. Evliyalar denildiğinde evliyalar yanlış kullanımı oluşur.

    “serbest/başıbağlı-bağımlı” yerine “serbest/özgür-bağımsız” (ser, Farsçada Baş.. best, bağlı demektir. Türk halkı kelimeyi tersine çevirerek kullanmıştır)

    “çaydan/çaylık” yerine “çaydanlık” (dan, Farsçada ‘lık’ ekidir. Bir de Türkçe ‘lık’ eklenince ‘çaylıklık’ olur. Doğrusu ÇAYDAN olmalıdır… GERDAN-LIK da aynı hatadır.)

    Bu galatların (hataların) doğrularını kullanamıyoruz artık…

    ***

    (((… BİR BİLGİ: “YAYINLAMAK” mı, “YAYIMLAMAK” mı?
    Yayın ve yayım; bu kelimelerin Türk Dil Kurumu sitesinde ayrı karşılıkları vardır.
    Her iki kelime de dilimizde yer almaktadır. Ama kullanımlarımızda karıştırmaktayız.
    “Yayımlamak”; bir gazetenin basımı vb. anlamına gelmektedir. “Yayınlamak” ise kullanılmamalıdır. Sadece “yayın” olarak kullanabiliriz. “Yayın” fiil değildir. Dolayısıyla -mak ekiyle birlikte kullanılmaz. Doğrusu “YAYIMLAMAK”tır.
    …))) (Yorumsuz Blog anasayfadan alıntı)

    Bu alıntıdaki “(((…” işareti de “özel bir galat’dır”. Aslında bir metin içindeki alıntılar “” işaretleri ile belirtilmelidir.

    Türkçemizi doğru kullanmak yönünde daha önceleri de bilgiler ve tavsiyeler veren Yorumsuz Blog’a teşekkür ediyorum.

    “Sen bir âlemsin”… Türkçe.

  10. Ay diyor ki:

    Sevgili Yorumsuz Blog Editörü, dilbilgisi hatamı sessizce düzeltip geçmek yerine hepimizi bilgilendirme yolunu seçtiğiniz için şahsım adına teşekkür ederim. Gerçekten çok yararlı oldu, doğrusunu öğrenmiş oldum. Dilbilgisi önemlidir. Dilini iyi bilmeyen derdini anlatamaz, anlatılanı da anlamaz. Ayrıca her işin de bir erbabı vardır, redaksiyon ve editörlük mesleği gibi… Onlar olmasa yazanların ve yorumcuların hali ne olurdu? İyi ki varsınız.

  11. yb teknesi “bir zamanlar” fırtınalar dalgalar ve tsunamiler arasında huzurla seyahat etmek için donatılmıştır

    yb teknesi mürettebatı ve kaptanı elbette kendi seyir defterlerine önemli notları yazacaklardır

    yb teknesinin binlerce hiçkimse olan sahipleri ise seyahata devam edeceklerdir

    çünkü yb teknesine mürettebat ve kaptan hizmet etmektedir fakat yönetmemektedir

    çünkü kaptan bizzat kendisi tekneyi otomatik pilota bağlamıştır

    “hiçkimseler”in kendi seyir defterlerini doldurmaya devam etmelerini diliyorum

    hiçkimselerdenKG

blog comments powered by Disqus